Ya pandemi biterse?


Yine geldik Haziran ayına ve pandemide yaşadığımız kısıtlamaların gevşetilmesine, özellikle de turizm sektörünün ve doğal olarak birçok sektörün canlandırılması dönemine giriş yapıyoruz. Umut edelim bu salgın bir an evvel daha fazla can almadan sona ersin. Bu ayın yazısında dikkatimi çeken bir konuya değinmek istedim. Malum büyük bir çoğunluğumuz kısıtlamalar süresince alışverişlerimizi bazı e-ticaret sitelerinin sağladığı imkanlarla gerçekleştirdik. Süt ürünlerinden, temizlik malzemelerine, meyve ve sebze ihtiyaçlarımızdan şarküteri ihtiyaçlarımıza kadar günlük market alışverişlerimizi bu siteler sayesinde yapmış bulunduk. O kadar çok talep gördü ki birçok pazar yeri siteleri bile rekabete dahil olarak yeni girişimlerde bulundu. Yani yine herkes her şeyi yapmaya başladı. Üç, dört firma arasında süren amansız rekabet başka firmalarında dahil olmasıyla daha da çetin bir hal aldı. Yani pazar payı dengeleri değişeceğe benziyor. Tabi bu pandemi bitene kadar. Peki ya pandemi sonrası? Türkiye’de hep alışılagelmiş hikayelerden birini daha mı yaşıyoruz zamanla göreceğiz.


Nedir bu hikaye derseniz küçük bir örnek verebilirim. Üçüncü nesil kahveciler tüketiciyle buluşmaya başlayınca tüketici nezdinde çok ilgi görmüş, bir çok girişimcide heyecan uyandırmış ve her köşe başında bir kahve işletmesi açılmıştı. Adım başı kahveci. Peki ne oldu? Her şey pandemiyle karşılaşıncaya kadar güllük gülistanlıktı. Ama şimdi her kahveci salgının bitmesini ve normalleşmeye bir an önce dönmeyi sabırsızlıkla bekliyor. Çünkü Covid-19 birçok sektörde olduğu gibi kahveciler için de kocaman bir krizdi ve bu krizi fırsata çevirecek bir plan ya da strateji yoktu. Ama aynı zamanda bu kriz “İste Gelsin, Getir, Migros Sanal Market vb.” birçok marka için tam anlamıyla bir fırsattı. Şimdi bu fırsatı geç fark edip işini bu yöne çevirenler yarın pandemi bitince fırsatı krize mi çevirecek, yoksa rekabet gücünü artıracak ve fark yaratacak hamleler mi yapacak merakla bekliyorum.


İhtiyaçlarımızı özellikle gıda ile ilgili alışverişlerimizi bizzat görerek, dokunarak yapmaya alışmış bir toplumuz ne de olsa. Bugün istediğimiz saatte, istediğimiz marketten ya da semt pazarından istediğimiz ürünü alma lüksüne yeniden kavuşursak az önce bahsettiğim firmaların semt pazarlarıyla rekabet etme stratejileri ne olacak inanın bunu da merakla bekliyorum. Her şeyden önce vatandaş eski alışkanlıklarını çok özledi. Hatta semtimizde güvenilir bir kasabımız varsa AVM’ lerden, Hipermarketlerden et ürünlerini almayı tercih etmemekteyiz. Ve en önemlisi toplumsal bir duyarlılık hakim her ne kadar gündeme getirilmese de. Herkes şu dönemde esnafın yaşadığı zorluğa bizzat birer hedef kitle olarak şahit oldu ve sanırım alışveriş tercihinde, karar ve satın alma aşamasında bu durum çok etkili olacak.


Tabi pandemide edindiğimiz; siparişi ver, kapına gelsin alışkanlığı da öyle kolay vazgeçilecek bir şey değil. Özellikle çalışan kesime ya da evden çıkamayan insanlara inanılmaz kolaylık sağlayan bir hizmetti. Ama hiç vakit kaybetmeden bu markalar, iletişim stratejilerini ve marka stratejilerini yönetme konusunda hazırlıklarını yapmaya başlamalılar. Çünkü benim öngörüm çok vahim bir tablo yaşanmadığı sürece bir daha bu kadar keskin kapanma kararları alınmayacağı yönünde. “Market fiyatına kapında” politikasının bir başına yetmeyeceğine, farklılaşmanın zorunluluğuna ve fırsatın bir krize dönmesinin an meselesi olabileceğine inanıyorum.

66 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör