Markalaşmak bu kadar kolay mı?


Son dönemlerde sıkça duyduğumuz markalaşma kavramı, dile kolay gelse de aslında bir milli mesele kadar önemli. Milli mesele dememdeki kasıt; markalaşma sadece yerel, bölgesel ya da ulusal bazda kalırsa çok önemli değil ama, şirketler global arenada markalaşma hedeflerine yelken açtıysa bu iş milli bir iştir. Bugün baktığımızda yurt dışında ülkemizi temsil eden nice markalar var. Ama ilk beş yüz listesinde hala bir markamız yok. Bu durum bir devlet politikasına tam anlamıyla dönüşmediği için olabilir mi ne dersiniz?


Bazı girişimler desteklense de, ne oluyorsa o koca koca holdinglerin hesabı sonunda yine günü kurtarmaya nasıl dönüyor anlayamıyorum. Evet kolay iş değildir markalaşmak, onlarca yıl harcanan zaman, emek ve para işidir her şeyden önce. Ama şu da bir gerçektir ki güzel ülkemde markalaşmak için çok fazla fikir, çok fazla malzeme var. Tabi konuya yerel bazdan belki ele almak lazım. Yani hep savunduğum bir fikirdir; büyüme içeriden dışarıya doğru gerçekleşir. Bugün yerel bir işletme kendi ölçeğinde markalaşmayı ne kadar biliyor irdelemek lazım. Birçok firma fiziki şartlarını iyileştirilirken, elle tutulur yatırımlara yüklenirken, markalaşma ile ilgili ne kadar yatırım yapılabiliyor? Belki de en küçük ölçekli işletmelerin hatta ve hatta esnafların da eğitilmesi ve desteklenmesiyle başlanabilir bu büyük atılım hedeflerine. Çünkü; bugün gelinen noktada sadece iş kurabilecek sermaye de sürdürülebilirlik için yeterli olmuyor. Hatta firmalar ister küçük, ister orta ölçekli olsun ufacık bir kriz anında ikinci bir B planı kuramayan işletmeciler ya da girişimciler kapılarına ya kilit vuruyor ya da ağır kredi borçları altında eziliyor.


Özellikle son yıllarda dijital ve sosyal medya üzerinden de tanıtımlarını, yürüten şirketlerin yaptığı çalışmalar detaylı bir şekilde araştırılmadığı için reklam veya tanıtımla markalaşmanın sağlanacağına inanan geniş bir kitle var. Ne yaptığıyla ilgilenen ama nasıl yaptığı ile ilgili pek üstünde durmadan bende yaparım olur yaklaşımıyla sonuç hüsran olurken, o kadar para, zaman ve emek harcandıktan sonra birçok girişimciyi, işletmeyi umutsuzluğa itiyor. Günümüz bilgi çağında her bilgiye doğru ulaşılabilecek güvenilir kaynaklar varken, profesyonel uzmanlardan destek almak varken, özgün fikirlere kafa yorup bu fikirleri katma değeri yüksek işlere çevirmek varken işin kolayına kaçmak, günü kurtarma hesabına kapılmak bugün yerelden başlayarak bölgeye ve tüm yurda hatta global arenada da bir şeyler yapamamaya neden oluyor. Bu yüzden şirketlerin ölçeği ne olursa olsun her firma kendi ölçeği doğrultusunda ele alındığında yapılan hatalar, gözden kaçan önemli hususlar nerdeyse aynı.

146 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör